• Mardin19 °C
  • Diyarbakır16 °C
  • Batman17 °C
  • Şırnak17 °C
  • İstanbul14 °C

Abdulaziz ALTEKİN / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

DİZİLER VE GELECEĞİMİZ

28 Şubat 2025 Cuma 08:19

Günümüzde çekilen yerli diziler, maalesef toplumu etkileyen güçlü bir araç haline gelmiş durumda. Bu aracın etkisini her ne kadar yetişkinler az hasarla atlatsa da, en çok zararı çocuklarımız ve gençlerimiz görmektedir.

Peki ama neden?

Soru basit fakat şu ana kadar mantıklı bir cevap yok. Misal haberlerde ya da tartışma programlarında ülke hakkında kötü bir yorum veya herhangi bir eleştiride bulunursanız, ülkeyi kötülediğiniz için ceza yiyebilirsiniz. Gel gör ki ülkenin altını oyup geleceğini zehirleyerek yok edenlere kimse karışmıyor.

Çok iddialı sözler hocam bunlar, dediğinizi duyar gibiyim. O yüzden izninizle başınızı ağrıtmadan konuyu biraz açmak istiyorum.

Takip ettiğiniz herhangi bir diziye dönüp eleştirel bir gözle bakın. Burada dikkatinizi çekecek ilk şey aile olacaktır. Aslında girişte her şey normaldir. Toplumda var olan sevgi ve saygı bağlarına vurgu yapılır. Lakin sonra bir anda sizi alıp tıpkı entrika, hırs ve bilmem ne saçmalıkların dolu olduğu programlar gibi bir kargaşanın ortasına bırakır.

Çoğu okur şu yorumda bulunabilir:

Hocam bunlar uydurulmuş programlar değil, gerçeğin aynası!

Haklı olabilirler. Lakin gerçek diye reyting uğruna bu ahlaksızlıkları ve çürümüşlüğü toplumun geneline yaymak mı gerekir?

Konumuz programlar olmadığı için fazla uzatmıyorum. Ama maalesef dizillerimiz artık o programlardan farksız. İzleyici çekebilmek için ailenin temelini dinamitliyorlar.

Daha somut örnek verebilmek adına bu aralar takip ettiğim iki dizinin analizini yapayım:

Az önce de bahsettiğim gibi her iki dizide ön plana çıkan şey ailedir. Yanlış anlaşılmasın, burada ailenin önemine değinilmiyor. Sürekli birbirini aldatan eşler var dizilerde. Ve bu aldatmalar bir süre sonra artık normalmiş gibi veriliyor. Üstelik evlilik dışı birliktelikler de az değil.

Buna benzer haberleri yurt dışında yaşayan arkadaşlardan alırım. Yıllarca beraber yaşadıkları ve çocukları dahi olduğu halde evlenmeyen çiftlerin sayısı az değil. Anlaşılan o kültürün aynısını ya bizimmiş gibi yaşamaya başladık ya da birileri bize bunu empoze etmeye çalışıyor.

Dizlerdeki bu ailelerin çocuklarına sizce nasıl roller biçilmiş?

Tek kelime: Özgürdürler!

Ne yani hocam, siz özgürlüğe karşı mısınız?

Tabi ki hayır. Fakat buradaki özgürlük, iyiliğe değil kötülüğe açılan kapıdır. Çocuklarımız ya da gençlerimiz, aile baskısı bahane edilerek ilk olarak mutlaka dertlerini paylaştığı bir sevgili bulurlar. Kimi zaman bu sevgili ya felaket olur ya da kurtuluş. Reytingler nasıl artıyorsa rüzgar o yöne esiyor anlayacağınız.

İkinci olarak çok rahat suç işleyebiliyorlar. Eskiden mafya dizilerinde görürdük bu tipleri. Ne yazık ki artık her dizinin içinde bir mini mafya dizisi gizli. Temiz ve masum olamazsınız. Kendi adaletinizi kendiniz sağlamak zorundasınızdır. Bunun için de her türlü suçu işlemek size helaldir.

Burada bir parantez açmak istiyorum. Dizilerin işlenen suç karşısıda adaletin tecelli ettiği şekli maalesef günümüzde çokça karşımıza çıkmaktadır. Durumun vahametini anlamanız için birkaç yaşanmış ve yaşanmakta olan gerçek haberleri sizinle paylaşayım.

Benzinlikte bir kişiyi ezmeye çalışan sürücü, adamı düşmanına benzettiğini söyledi.

İki çocuk, yan baktı diye bir çocuğu öldürdü.

Kız isteme günü silahlar çekildi ve üç kişi öldü.

Trafikte tartıştığı kişiyi pompalı tüfekle vurdu.

Eşine laf atanlar tarafından büfede öldürüldü...

Öldü, öldürüldü ya da saldırıya uğradı gibi haberler neredeyse her gün karşımıza çıkmakta. Ve ne hikmetse herkes kendini haklı görmekte. Verilen ve verilmeyen cezaların burada etkisi ne kadar bilemiyorum ama bildiğim bir şey var. O da, dizilerde bu tür olaylar karşısında zalim olan taraf daima paçayı yırtıyor.

Uyuşturucu kullanımı, kötü yola sapma ve daha nice kötülüğün sevdirilmeye çalışıldığına, bir alternatif yol olarak görüldüğüne değinmeme gerek yok sanırım.

Dizilerin beğeni toplamak için aynı anda tüm tuşlara bastıklarına da şahit oluyoruz bazen: Biri diğerinin dadısı, babası onun dayısı, amcası babası, kardeşi kuzeni, kavuşamayan sevgililer, imkansız aşklar, hunharca harcanan mal mülk, dokunmazlığı olan güç sahipleri... Böyle böyle bilinçaltı ve duygu dizaynı yapılmakta.

İyi de kim, neden bu kötülüğü yapar?

İnanın bunu ben de bilemiyorum. Birileri bilerek ya da bilmeyerek geleceğimizi yok etmeye çalışıyor. Kâfir diyerek aşağıladığımız Avrupalılar kâinatta çeşitli buluşların altına imza atarken bizim gençlerimiz ya uyuşturucu bataklığında ya da karı kız sevdasına birbirini doğramakta.

Evet inançlarımız farklı olabilir. Lakin ahiret inancı olmayanların bu dünyaya bir eser bırakma çabası karşısında ahiret inancı olan bizlerin sırf inancımızdan dolayı affedilip cennete gireceğimiz düşüncesiyle bu değerli vakti heba ettiğimizin farkına ne zaman varacağız acaba? Belki de hiçbir zaman!

Konuyu fazla uzatıp canınızı sıkmak istemem. Gençlerimiz kurtuluşu Avrupa yollarında görüyorsa istasyondaki tren kalkmak üzere demektir. Aileler olarak üstümüze düşeni yapma vakti çoktan geldi. Bu saldırılara karşı savunmasız halde ilgi ve alakamızı bekleyen çocuklarımızı artık kanatlarımızın altına almalıyız. Dışarıda onları bekleyen tehlike için her ne kadar elimizden geleni yapmaya çalışsak da, evin içindeki düşmanın farkına varmalıyız.  Vesselam...

 

Bu yazı toplam 389 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 1997 - 2025 Midyat Habur | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA